Sayfalar
16 Ekim 2010 Cumartesi
sevgili avuntu severler..
Emsali bu yazıdır öncelikle bunu belirtmek isterim.An itibariyle bu konuyu deşmekle avutuyorum kendimi
sevgili avuntu severler..
vardır dimi herkeste bu olay,misal;
(iç ses)"hmmm bugünde hiç vakit geçmiyor ya! akşam ne dizisi var? Geniş aileydi di mi,aa kanal degiştirmişler ya,pff stara geçipte sıçmayan dizi olarak tarihe geçseler bari" amann neyse konumuz dağıldı..yemekten sonra onu izleyerek vakit geçirsem,yarın ne? Cumartesi,akşamına bi halısaha yapsak,pazar arkadaşlar çalışmıyor nasıl olsa biraz dışarıda takılırız,pazartesi sendromu çık aradan! böyle uzar gider...peki esas olan nedir? Şudur efendim;
Her gün,günün belirsiz bir anında,sıkılma atakları kanatlardan bindirmeler yaptığında kendine dünyanın aslında çok güzel bir yer olduğu yalanına inandırma müzakerelerine başlamışsındır.Kimi zaman lodoslu ve yağmurlu bir kış gününde, kıçına kadar ıslanmış bi halde evin kapısından içeri ayakkabılarla girdiğinden mütevellit azar yemeye dahi razıyken,evde kimsenin olmamasına için burkulsada,annenin mutfağından salona doğru süzülen sıcacık taze pogaçanın kokusunu aldığın anda,az evvel bozulan ruh halini avutacak birşey bulmuşsun demektir.
ya da;
İki yıllık üniversitenin ikibuçuğuncu senesinin ilk günlerinde katıldığın bir yemekte yeni arkadaşlar edinmeyi beklerken,bunun pekte sağlıklı sonuçlanmaması sonucunda kendini değil de onları suçlayarak; "Ben kimseyi kaybetmem herkes beni kaybeder" klasiğiyle sıyrılıyırsın aradan ve yalnızlığını eski bir klişeyle avutursun..
hiç olmadı ;
cep telefonuna yarenden mesaj beklediğin dakikalar içerisinde mesaj gelmediğinde,"herhalde a.q telefonu çekmiyo canım yoksa neden atmasın" sözüyle içimi rahatlatıcam diye gsm oparötörlerinin hakkına girerek avunursun..
"bunlar gene iyi be bazen öyle bir an geliyor ki avunacak tek bir şey dahi bulamıyoruz" düşüncesiyle dahi bu lanet şeyi yaparsın...
Bütün bunlarla birlikte avuntuların durgunlaştıgında,yani biçare olduğun vakitlerde..çaresizseniz çare "sizsiniz!" lafı hiçte etkileyeci gelmez kulağına..sebebi ise içinde ki avuntu kanallarında ki yol çalışması olması olabilir, ya da uzun bir süre kendini avutmanın verdiği yorgunlukla bitkin düşmen..öyle ki kimi zaman günlük performansıda etkiliyor bu avuntusuzluk,bazen konuşasım gelmiyor..ucu bana değsede bi sözün laf sokma arzum el sallıyor bana baktığım boşluktan,sonra ben o boşlukta kayboluyorum.Mesela ilk defa bi yazımın sonunu getiremiyorum derken,bu son yazdığım aslında çokta iyi olmasada konumuzla alakalı bir son bulamama telaşımı avutuveriyor...
7 Ekim 2010 Perşembe
dondurmacı kepenkleri indirirken..
titreten bir soğuk hava dalgası eşliğinde misafirliğe gelir balkanlardan memleketime..lakin bu misafir biraz yüzsüzdür git desende gitmez..illa ki kalıcam der ve sen ne kadar kovalasanda o bir şekilde bir yolunu bulup kalır.. bazen demli bir çayla bazen bir sıcak çikolatayla kandırır seni ama en büyük silahı sobanın üzerinde ekmek kızartma imkanı vermesidir ki işte sen o anda teslim olursun kışa..ve bir anlık gafletle vazgeçmiş olursun yaz mevsimindeki kadim dostundan..
tezgahın üzerine kaplayan brandayla anlarım onun gidişini ve benim çok uzun sürecek olan bekleyişlerimin başladığını.Bu ayrılık yaklaşık yedi sekiz ay sürecektir metorolojiye göre..lakin benim için bu sekiz ay sekiz yıl gibi gelir..arada ben varım der belki baklavanın yanında vanilyalı haliyle yada bir kazandibi eşliğinde fakat yerini dolduramaz yazın yenilen halinin..sıcaklarda bi ayrı güzeldir tadı onun..küllahsız haliyle kanadı kırık bir serçe gibidir ne kadar uçmayı istesede çabalasada yere çakılır..inşallah bu sezon sıcaklar erken gelecek ve ayrılık kısa sürecektir en nihayetinde..ve ben yaz mevsimininden ne kadar nefret etsemde dondurma ayrıdır be hacı,tadının on numara olmasından ziyade her keseye hitap eder bi kere..
Fakiride yer zenginide ha zengini cartedor takılır o ayrı gerçi bizde zamanında dört fakir birleşip vienatta'ya girmiştik..ha şimdi diyeceksinizki kapalı dondurma almışın zamanında gene ondan al kış gelince..peki çok yemiş arkadaşım soruyorum sana ..o dondurmayı koyarken başını ezdiği küllahın,azıcık bandırıcağını bile bile "sosu bol olsun" dediğin çikolata sosunun, var olunca havalara uçtugun olmayınca içinde bir burukluk bırakan fındık parçacıklarının yerini tutar mı? Tabiki tutmaz ama öyle yada böyle zamanı geldiğinde dondurmacı tezgahını geçici olarak dondurur ve yaz yerini tatlı esintilerle geçmesini beklediğimiz sonbahara bırakır..zaman dondurmasızlıgı bastıracak zamandır kendimizi baklavaya saray burmaya şöbiyete vurma zamanıdır..canınız çekti di mi?
Kimin canı çekmez ki :)
5 Ekim 2010 Salı
can sıkıntısıyla geçeceğini bildigin bir güne uyanmak?
bir işin yoksa
bir eşin yoksa
sorumsuzluktan sorumluysan
yarenin sesi soluğu kesilmişse
çalan teraneler faydasızsa
bir de yatağının sag tarafı duvar dibindeyse
sıkıcı güne uyanmaya hazırsın...
Hemen uyanma tabi bekle baban daha işe gitmedi..kız kardeşinin takırtılarıyla birlikte yavaşça göz kapaklarını kaldır indir,kaldır indir..annenin kahvaltı çağrısını kulaklarında yankılansın..nasıl olsa henüz erken deyip uyumaya devam et..saçma sapan bi rüyayla saat 11:00 gibi güne "merhaba" de.. ilk adımı at,uzun holu geç, banyoya gir yüzüne öyle bir su çarp ki ilk tokatı kendi kendine at nasıl olsa gün boyunca farklı zamanlarda çeşitli silleler yiyeceksin.
Senin için hazırlanmış kahvaltı sofrasına otur.Önceki kahvaltıdan kalma cazibesini kaybeden demsiz çaya yüz verme,dolapda meyve suyu var,kap onu!..ahh işte günün ender leziz ve güzel dakikaları nutella ve ekmek..ne çabukta bitti di mi? ee fazla yememek lazım malum kilo yapıyor sonra..
şimdi...napalımm...internet,televizyon hmm... tabiki internet ve facebook otomatik olarak açılır...önce aptal gibi bildirimim az diye umursanmadığını hisset. sonra ne diyorum lan ben deyip bilgisayardan kalk.Çagımızın nimeti ps3 ve lcd tv karşında..aslında varlıklısın da lan! bu yaşta daha ne istiyorsun ki bu hayattan.. evinde her türlü teknolojik nimete sahipsin istesen iki dakikada kanadan,ugandadan,sibiryadan adamla netten pes atarsın ama yok işte sıkılıyorsun.Neden peki? Çünkü esas istediklerin olmuyor. Uyurken planladıkların uyanınca suya düşüp balıkların yemi oluyor...yersiz sandığın metaforlarından sonra akşam annenin kaydettigi diziyi izliyorsun tv'de sonra dvd'ye bi film takıyorsun kendini iki saatligine başka bir dünyaya atıyosun lakin o dünyada bitiyor bi süre sonra..
aa saat 3 olmuş hemen hazırlan! okumadığın bir üniversiteye gitmek için bir saatin kaldı.Bir duş alıp uzayan saçlarına şekil vermeye çalış..olmuyor di mi? Berber vakti geldiğini söylemiştim.Hiç beni dinlemiyorsun ki! içinde zayıf durduğunu sandığın o dar siyah t-shirt'ünü giy hemen..arkadaşını evinden al,durağa var peki cebinde kaç kuruş var? Az di mi? Buraya yazamayacak kadar az hemde..neden peki?Çünkü hep harcıyosun kimseyi düşünmeden hemde..onun için bugün bununla idare edeceksin.Arkadaşına yılların kazandırdığı o yüzsüzlükle kentkart bastırıyosun otobüste bi kaç klişe şaka ve kapıdayız..içeriye kartımı kaybettim yalanıyla giriyorsun arkadaşların diger arkadaşlarını görüyorlar haliyle koyu bir muhabbet alıyor onları sen ise mal mal bekliyorsun peki ne için? vakit geçirmek mi ? komiksin.
okul biter..sondan birinci durağa gidip iki el batak atarız bahanesiyle iki üç hatun görürüz diyorsun dimi? e yani fena fikir degil teoride..peki sevgilini ne çabuk unuttun Enes senin bir aşığın var..akşamdan kalma vicdan azabıyla birlikte son durağa doğru yol alıyorsun.. son durak : bakkalın önü..çalıştığı için yanınızda olmayan arkadaşına geçirdiginiz günde yaşanan normal olayları abartarak anlatıyorsun ve son kolanı içip eve doğru ilerliyorsun,kapıyı çalıyosun,içeri giriyosun nerdesin sorusunu dışardaydımla geçiştiriyosun..kardeşini ben geldim deyip bilgisayardan kaldırıyosun.Sonra bi notepad sayfası açıp dönerken otobüste aklına düşenleri beyaz sayfaya atarak günün tek olumlu hareketini yapıyorsun.
Aferin!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



