Sayfalar

9 Ağustos 2011 Salı

bi ayrılık.



+ saatlerdir resmine bakıyorum hala aynısın
- ne bekliyordun
+ geri dönmeni.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

bi kadın



bir kadın var,onu anlayamıyorum;
her zaman benden daha kötü erkeklerle beraber olmuştur.
ya çirkinlerden hoşlanıyor, ya bana inat yapıyor , ya da ben sandığım kadar iyi değilim.
iç güzellik'ten bahsetmiyorum.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

yarım kalan cümlelerin daha çekici olması..



Hep böyle midir? Evet.Öyle olmasaydı bu başlık hiç atılmayacaktı,böyle bir şey senin dikkatini çekmeyecekti ve ben bunu yazmayacaktım..

Basit aslında; en belirgini karşında bişeyler hissettigin bir insan varken,aklına gelen cümleler.Nitekim bunlar normal hayattakilerden daha farklıdır.Örnegin normal yaşamda bi yemek masasında tuzu istemekten farklıdır sevdigin insana karşı cümle kurmak.Zor mudur? Belkide.Aslında en zoru aklında olan bir çok şeyi baglayamamaktır.Çünkü sırasını belirleyemezsin.Heyecan bu durumda ki en büyük düşmanındır.Çünkü o işini zorlaştırır.devrik cümleler kurdurur söyleyecegini unuttur vesaire.

kimi zaman bir telefon konuşmasında,iki sevgili olma adayı birbiriyle konuşurken fazla susarlar örnegin,fazla yarım kalırlar,az tartışırlar.çok konuşamazlar,uzun cümleler de kuramazlar.Çünkü çekinirler.Herkes bilir o zamanlar çok güzeldir.İlişkiye başlama safhasında ki heyecanı kırk senelik çiftler bile ister.Çünkü o zamanın bi tatlılıgı vardır,çünkü o zaman hep yarım kalır.İnsana tadına doyamadığı şeyler hep daha tatlı gelmez mi bu hayatta?


bi kız var ile başlayan cümleler..hep daha heyecanlı anlatılır,daha istekli,daha şevkli,daha gözleri
gülen,daha...

5 Haziran 2011 Pazar

Hoşlanmak?



Bir gün "o"nun dışında gerçekten de yazabileceğimi düşünmüyordum. Gösteriş adına yazdıklarım oldu.İtiraf ediyorum sırf göz boyamak için bişeyler yazdım."Oyunu kuralına göre oynamak" kitabında bir çok denemem yer aldı yani.Yalnız bu sefer işler değişik.İlk başlarda;aşk degildi,sevgi degildi,hala ikisi de degil  ama ne bilmiyorum.Sanırım ilgimi de çeken bu.Ona bir sıfat takamıyorum,onu adı yerine çağıracak bişey bulamıyorum dizelerime.Aşık olduğum zamanları hatırlamaya çalışıyorum..O zamanlar gibi degil belki ama aşık olmanın ikinci halidir diyorum sonra.."tecrübeli aşık" tribinde miyim nedir

Yok yok aşk degil bu ya..Dizelere bırakıyorum bu saçmalığı belki açıklar ya da açıklamaz..ne kaybederim ki ya da ne kazanırım?

keşke aklında değilde kalbinde yer edinseydim.
bi bilseydin; kimsesizdim,sensizken
el atsaydın bencilligime,çekip vursaydın.
bir tokat asılsaydın sol yüzüme kendime gelseydim.
yaralarım gocunmadı hiç,dikiş de tutmadı.
tam çöküyordu karanlık,aydıklık rahat duramadı
bulutlar parçalandı,birleşmek isterken
güneşim batıdan doğmaya kalkınca,gökte kalamadı.
bi susup bi konuşmuyosun kavgalarımızda
içinde yer almadığım rüyalarına sıgınıyosun
ve bunu adet edinmeni beklerken ben
hiç beklenmedik bi anda uykundan uyanıyosun.
garip bi hissiyat bu ilerlemek ne zor
tarif edilemez ne soguk ne sıcak bi hal bu
adı; ne yar,ne ser şu dilimdekinin.
velhasıl; elimdekini kaybetmenin verdigi acizlik.


Sen ve ben daha töleranslı olabilirdik;olmasaydı "o"
bir aşkın izlerini... izlemekle yetindik!


Bu alternatif bi tarz.Bok varmış gibi araya dizeler ekliyorum.

23 Mart 2011 Çarşamba

Sıkıntı

























 İçim sıkılıyor..sanırım özeti bu bir düzine anlatamadığımın..deste de olabilir tabi. 

 Şuan on parmak vaziyetinde klavyenin üzerinde tırnakları az önce sinirden yenmiş ellerim.Nerden başlasam konuya evet şu sıkıntı.

  Bilmiyorum  afilli latince ismi nedir ama halk dilinde budur yani.Sıkıntı,daralma,içe kapanıklık vb. çogaltılabilinir akla geldikçe.Ben uzun süredir yaşıyorum.Yani yirmi bir az da bi yaş değil .Ömrümün üç hafta öncesine kadar ben bu denli kötü itham edilmedim aynı derece itimat edilmediğimde olmamıştı.Geriye dönüp bakıyorum nerde hata yaptım diye..belkide çok yerde oldugu için bulamıyorumdur.Demedigim gibi ben şunu biliyorum.Ben kötü biri değilim.Hiç olmadım,OLMAM.Arsız diyebilirsin,yersiz diyebilirsin,küstah diyebilirsin,edepsiz diyebilirsin,içine oturmuş diyebilirsin,içine oturmuş taklidi yapıyor diyebilirsin ama kötü diyemezsin.Çünkü ben kötü biri değilim.

"Ben sadece yanlış bi zamanda olmaması gereken bi yerde ve bunun farkında olan bi adamım".Hata bu.

  Şansıma inat zorluyorum ve zorlamayada devam edicem. Ne kadar kötü bellensemde beni iyi bilenlerle hayatımı sürdürücem.Bana kötü diyenleri Allah var yukarıda hem arkadaş olarak hem sevgili olarak sevdim ne kadar inandıramasam da sevdim.Benim hayatımda en haz etmediğim şey kindir.Benim kimseye kinim yok sadece uzak tutuyorum kendimi.Bana yalancısın,kötüsün diyen birine neden selam vermem gerekir ki? Onun bakış açısıyla ona niye zarar vereyim di mi ama.

  Yok ya bu sıkıntı meselesinin bi kısmıda bende kalan haklar çıkıyo işte bir şekilde.Sen bir kızla çıkarsın,takılırsın,eğlenirsin ama ondan ayrıldıktan sonra ki vebalini düşünmezsen,başka bi zamanda başka bi kadın da düşünmez ve seni yarıda bırakır.Özetle ne ekersen onu biçersin ne olursa olsun nasıl olursa olsun bu değişmez hakikatdir.Bunun farkına vardıktan sonra o tarz yaşamayı bıraktım.Biri olsun istedim sadece biri onunla gülüp onunla aglamak istedim.Gülemeden ağladık.Yinede yüzde elli katkı sağladı hayatıma teşekkür etmek lazım bi gün bi akşam yemeğinde yani hayalimde ya da rüyalarımda.İnsan ayrıldığı adamla niye yemege çıksın ki?

  Ben hep bir sebebe tutunmuşumdur kendimi bildim bileli.Bir şey olur ve sonrası o olduğu içindir.Yani alternatifi vardır normalde o olay olmasaydı fakat o olay olduktan sonra yaşananlar onun eseridir..ve bir tek kelam bazen yıkabilir henüz inşa etmediğiniz evinizin çatısını..yağmurda yagabilirdi kuru soguga denk gelmeseydik.

  Üzülüyorum.Biliyorum yakışmıyor diyorlar,kendini toparla diyorlar ama engel olamıyorsun bazen duygularına,alıp götürüyor dikkatinide düşüncenide aklınıda daha saymadıklarımı da.. akıl gitti bile. 

20 Şubat 2011 Pazar

halimiz hep "nice" mi?





Bir adam;

Aslında yalnız olmayan,gecenin bir yarısının yarısında kalkıp gitmenin adaba uygun olmayacagından mütevellit
halen oturan,güneşi ve yazı sevmeyen karanlık ve kışa aşık,içinde buldugu halden rahatsız buna ragmen hareketleri rahat,kendini ilk defa tanımlamaya kalkıyor hemen oturmasını isteyenler biraz bekleyin.

"Hep" umutsuz olduğu zamanlarda tek bir dostu var.Söylemek abesle iştigal olur dostu alınır o yüzden devam.Kendiyle ilgili bir çok problemi yok,herkes kadar var ama herkesle daha çok problemi var kendiyle oldugu kadarından.

Suçlandıgı şeyler var onunda farkında oldugu..

Ona çoçuksun diyorlar ama o bir yetişkinin aklında kalmayacak şeyleri yazıyor kagıda.Çoğu yetişkin okumaz..

Biraz hayalperest ve hayal ettigi herşeyin bir gün olacağına inanacak kadar andaval,dünyadan bir haber deniliyor ama etrafında ki dünyaya haberi hep o veriyor.Çünkü gözlüyor okumasa da yazmasa da defter kitap sıra üçlemesiyle barışık olmasa da her gün tahtaya kalkıyor çünkü biliyor sıra hep onda.

Biraz küstahsın diyorlar..herkesin kendine bi güveni olmalı ben dört yılımı kaybolan özgüvenimi arayarak geçirdim şimdi buldum ve artık kimseye yar etmem diyor.Bu özgüven onu yarinden ayırıyor kedere düşürüyor
yinede kalkıyor.

Gamsız deniliyor.. Öyleydim ama artık degilim diyor,hep bir olğunluğunu kanıtlama çabası içerisinde yer almak istiyor ama kimse onu davet etmiyor.

Kendi evinde rahat edemiyor çünkü ev onu artık onu boğuyor.Şöyle düşünelim; müebbet hüküm yemiş bir mahkum bir süre sonra hapishanede kalmaya alışır 20 yılda yatarım 30 yılda der ama bir cam olsa o dört duvarın içinde..Her gün ışagı bakıp hayallere dalar, kaçmayı düşler..ben kaçmak istemiyorum sadece açık görüş izni istiyorum müdür beyden.Elbet tekrar döneceğim ama bana kaçak muamelesi yapmayın.Nefes aldıgım dakikalarda...İkinci defa rest yiyorum birincisinde pas dedim ama ikincisin de bahisi görüyorum ve benim kartlarım bu oyunu kazanır.

Ben özgürlügüme düşkünüm..bir kuş degilim en sevmedigim benzetmeyi yaptırmayın bana..

Ben sert miyim? hiç sanmıyorum çünkü "bazenlikle" bu yüzden kaybediyorum.Bakın tavrımı en basitinden bir kelimeyi seçerken bile koyamıyorum.Orada "genellikle" kullanmam gerekirken saçma sapan bir kelime türetiyorum ve onu kıramıyorum.

çabuk inanıyorum,zor kandırıyorum.Bunu anlatacak kadar da cesurum.Bunları yazmak aptallık degildir,akıllılık da degildir ama daha önce neden yaptığımı bilmediğim o kadar çok şey yaptım ki.. düşünmek mesela...

Düşünmek,düşünmek,düşünmek.. hayatımın %89'unu(high five) yönlendiren şey ben çok düşünürüm hiç belli etmem.Dinlediklerimin %11 ini duyuyorumdur gerçek anlamda %89 luk dilim yüzünden..düşündüğüm şeyin beni kurtarıcağını düşledigimde çok olmuştur.O düşüme karabasan girdigide ve hayallerimi inşaa ederken bir anda yıktıgımıda..

Pişman olmamam yüzsüzlügüm ve vurdumduymazlıgımdan kuvvet alır.Bu zamana kadar yaptığım hiç bir şeyden pişman olmamışımdır.Çünkü benim için hep daha iyisi vardır.Neden yitirme riski taşıdığımı taşımaya devam edeyim ki ? Bir neden söyleyin,belki biraz daha taşırım.

Farklı oldugumu hissederim bazen diger insanlardan..Bazen delirdigimi düşünürüm dedim ya çok düşünüyorum.

Hiç hırslı değilimdir,ortada bir iddaa olsa bile.Örnekse;Bir halı saha maçında diğer arkadaşlarımın mücadele etmediği görürsem ya da öyle inanırsam,götümü kaldırmam.O parayı ödemeye razı olurum bir anda ama bazen hiç beklenmedik bir anda da ölesiye koşarım çünkü benim hayatta bitmek tükenmek bilmeyen amacım...
Kendimi ispat etme çabam?

Jim Carry taklidiyle başlayan,bir ara kont adnana kadar düşen,ardayla götü toparlayan bir yersiz taklit harekatıyla bitirmiştim kendimi ispat etme çabamın bir bölümünü.Tutmadı çünkü bende hasar bıraktı vazgeçtim.Futbol dedim göt kalkmıyor ki düşünsen ne fayda topu ayağıma aldıgımda boş adamı görüyorum ama bir bakıyorum ayağım boşalmış atacak derman ölüm fermanımı gönderiyor beleşçi forvetlere ara topu yerine...

Sonra bi gün bir arkadaşım(mehmet) bi müzik gönderdi sene 2006 filan.Bak buna söz yazalım,nasılsa
mezun oluyoruz sınıfa laf sokalım demişti..baktım.. baktım.. Yok.Çıkmıyor yani bana göre bir şey değil bu
sonra ne olduysa..O bişeyler yazdı ben ondan etkilendim yazdım.Yavaş yavaş başladım şuan toplasan yüzün
üzerinde hazır şarkı var okunmayı bekleyen..Bitanesini kaydedelim dedik "ahh sen" aşık degilsin kendini kandırıyorsun vazgeç dediler onlara uymadık ama oy çokluguyla kabul edildik ayrıldık..

Arada okul falanda okudum tabi,üniversitenin okumadığım yarım dönemini okuyorum şu sıralar,pek bir şey kalmadı temmuzda mezunum hayırlısıyla,sonra hiç hayal etmedigim bir işte çalışmayı umuyorum..


23 Ocak 2011 Pazar

G"özlemlediklerim"



Uzun zaman oldu birine içten sarılmayalı..uzun zaman geçti birini gerçektende saramadığım.Ben çiftleri severdim,çifte kumrular benim için sıkıntı yaratmazdı atacak yemim oldugu müddetçe,en kötü ihtimalle satın alır yine verirdim ama artık kumru olmak istiyorum.Eskisi gibi sarmak istiyorum yeni sevdigimi özledim sarılmayı ama ona degil,gerçek manada yeniden aşık olduğumda sarılıcağım kadını bekliyorum herhalde..uzun sürüdir birine aşkım diyememek bu kadar koymaz zannediyordum ama koyuyormuş arada aşk olmasa bile.

Burada öylece oturuyorum karşımda bir çiftin aşklaşması ve ben "çift dikişli" onları izliyorum.Çok özeniyorum gerçi insan genelde yapamayacağı şeylere özenir fakat ben yapmayı özlediğim şeye özeniyorum bu defa..belki onu özlüyorum belki onu degil aşık olduğum kadın oldugu zamanları ama kapı yine aynı yere açılıyo ve ben şu sıralar bi çilingirci arıyorum çünkü kapı kırmak adetim degildir.Birde bileklerim sanki kelepçeli sadece tokalaşmama müsade ediyor sivil aşk memurları..Ben kızıyorum ama içten..bağırmak adetim değildir

Ne yapıcagımı bilmedigim çok olmuştur ama ne yapamıyacagını bilmedigim nadir lakin ben bu defa gerçekten bilmiyorum.

11 Aralık 2010 Cumartesi

"dünyam" küçük siyah elbise





hani,zamanı geldi artık dersin kendi kendine,zor geçmeye başlayan günlerde akrep ve yelkovanıyla eşlik eder sana zaman.Bir an önce atlatmanı sağlamaya çalışır tüm iyi niyetiyle,sırtını sıvazlar,karar vermeni kolaylaştırmaya kalkar ama tam da o esnalardan birinde,bazen bir ses işitirsin bazen bir fotograf görürsün bazen de kokusunu duyarsın işte o zaman ölürsün, belki de son hakkın bu dikkatli ol derken film başa sarar..

demem o ki; kararım artık kesin yeni bir hayata başlıyorum diyecekken,aşık olduğum kadının kokusu buram buram burnumda tünedi,hem de tam da yan odadadan yabancı degil "kız kardeşim" aynı parfumu satın almıştı.Aşık olduğum kadının kokusuydu o..Bir parfum insana hem bu kadar anıyı bir o kadar da acıyı aynı anda hatırlatabilir mi? Önce ne yapacagımı bilemedim.İlk aklıma gelen kız kardeşime kızmaktı fakat bu çözüm degildi en nihayetinde..şişeyi alıp bahçeye fırlatmak ikinci bir ihtimal ama onuda yapmadım.Sonuçta kız gitmiş o kadar para vermiş heves etmiş almış ve sonra aklıma şu geldi sevgilimden uzakta olduğumdan mütevellit(sonuçta dört aydır görmüyorum) parfumu bi güzel aldım, bileklerime ve boynuma sürdüm,kokusunu içime çektim,evde ki bütün elektrik aksamını kapatıp,sessizce yataga kıvrıldım bi yastıga sarıldım ve onu düşünerek uyudu..(aslında güzel bi bitiriş olabilirdi fakat aklıma tam da o esnada bu yazıyı yazmak geldi o yüzden yastıgı bi kenara bıraktm kalktım bi kalem birde kagıt alıp alıp yazdım..sonra içim rahat etti haliyle uyudum..



dip not : bu parfum olayının aynısı ev arkadaşımın da başına da gelmiş daha evvelsi gece aynı konuyu konuşmuştuk dün benim başıma geldi..ee ne demişler "dünya küçük" siyah elbise...

16 Ekim 2010 Cumartesi

sevgili avuntu severler..

















Emsali bu yazıdır öncelikle bunu belirtmek isterim.An itibariyle bu konuyu deşmekle avutuyorum kendimi
sevgili avuntu severler..

vardır dimi herkeste bu olay,misal;
(iç ses)"hmmm bugünde hiç vakit geçmiyor ya! akşam ne dizisi var? Geniş aileydi di mi,aa kanal degiştirmişler ya,pff stara geçipte sıçmayan dizi olarak tarihe geçseler bari" amann neyse konumuz dağıldı..yemekten sonra onu izleyerek vakit geçirsem,yarın ne? Cumartesi,akşamına bi halısaha yapsak,pazar arkadaşlar çalışmıyor nasıl olsa biraz dışarıda takılırız,pazartesi sendromu çık aradan! böyle uzar gider...peki esas olan nedir? Şudur efendim;

Her gün,günün belirsiz bir anında,sıkılma atakları kanatlardan bindirmeler yaptığında kendine dünyanın aslında çok güzel bir yer olduğu yalanına inandırma müzakerelerine başlamışsındır.Kimi zaman lodoslu ve yağmurlu bir kış gününde, kıçına kadar ıslanmış bi halde evin kapısından içeri ayakkabılarla girdiğinden mütevellit azar yemeye dahi razıyken,evde kimsenin olmamasına için burkulsada,annenin mutfağından salona doğru süzülen sıcacık taze pogaçanın kokusunu aldığın anda,az evvel bozulan ruh halini avutacak birşey bulmuşsun demektir.

ya da;
İki yıllık üniversitenin ikibuçuğuncu senesinin ilk günlerinde katıldığın bir yemekte yeni arkadaşlar edinmeyi beklerken,bunun pekte sağlıklı sonuçlanmaması sonucunda kendini değil de onları suçlayarak; "Ben kimseyi kaybetmem herkes beni kaybeder" klasiğiyle sıyrılıyırsın aradan ve yalnızlığını eski bir klişeyle avutursun..
hiç olmadı ;
cep telefonuna yarenden mesaj beklediğin dakikalar içerisinde mesaj gelmediğinde,"herhalde a.q telefonu çekmiyo canım yoksa neden atmasın" sözüyle içimi rahatlatıcam diye gsm oparötörlerinin hakkına girerek avunursun..

"bunlar gene iyi be bazen öyle bir an geliyor ki avunacak tek bir şey dahi bulamıyoruz" düşüncesiyle dahi bu lanet şeyi yaparsın...

Bütün bunlarla birlikte avuntuların durgunlaştıgında,yani biçare olduğun vakitlerde..çaresizseniz çare "sizsiniz!" lafı hiçte etkileyeci gelmez kulağına..sebebi ise içinde ki avuntu kanallarında ki yol çalışması olması olabilir, ya da uzun bir süre kendini avutmanın verdiği yorgunlukla bitkin düşmen..öyle ki kimi zaman günlük performansıda etkiliyor bu avuntusuzluk,bazen konuşasım gelmiyor..ucu bana değsede bi sözün laf sokma arzum el sallıyor bana baktığım boşluktan,sonra ben o boşlukta kayboluyorum.Mesela ilk defa bi yazımın sonunu  getiremiyorum derken,bu son yazdığım aslında çokta iyi olmasada konumuzla alakalı bir son bulamama telaşımı avutuveriyor...

7 Ekim 2010 Perşembe

dondurmacı kepenkleri indirirken..
















titreten bir soğuk hava dalgası eşliğinde misafirliğe gelir balkanlardan memleketime..lakin bu misafir biraz yüzsüzdür git desende gitmez..illa ki kalıcam der ve sen ne kadar kovalasanda o bir şekilde bir yolunu bulup kalır.. bazen demli bir çayla bazen  bir sıcak çikolatayla kandırır seni ama en büyük silahı sobanın üzerinde ekmek kızartma imkanı vermesidir ki işte sen o anda teslim olursun kışa..ve bir anlık gafletle vazgeçmiş olursun yaz mevsimindeki kadim dostundan..

tezgahın üzerine kaplayan brandayla anlarım onun gidişini ve benim çok uzun sürecek olan bekleyişlerimin başladığını.Bu ayrılık yaklaşık yedi sekiz ay sürecektir metorolojiye göre..lakin benim için bu sekiz ay sekiz yıl gibi gelir..arada ben varım der belki baklavanın yanında vanilyalı haliyle yada bir kazandibi eşliğinde fakat yerini dolduramaz yazın yenilen halinin..sıcaklarda bi ayrı güzeldir tadı onun..küllahsız haliyle kanadı kırık bir serçe gibidir ne kadar uçmayı istesede çabalasada yere çakılır..inşallah bu sezon sıcaklar erken gelecek ve ayrılık kısa sürecektir en nihayetinde..ve ben yaz mevsimininden ne kadar nefret etsemde dondurma ayrıdır be hacı,tadının on numara olmasından ziyade her keseye hitap eder bi kere..

Fakiride yer zenginide ha zengini cartedor takılır o ayrı gerçi bizde zamanında dört fakir birleşip vienatta'ya girmiştik..ha şimdi diyeceksinizki kapalı dondurma almışın zamanında gene ondan al kış gelince..peki çok yemiş arkadaşım soruyorum sana ..o dondurmayı koyarken başını ezdiği küllahın,azıcık bandırıcağını bile bile "sosu bol  olsun" dediğin  çikolata sosunun, var olunca havalara uçtugun olmayınca içinde bir burukluk bırakan fındık parçacıklarının yerini tutar mı? Tabiki tutmaz ama öyle yada böyle zamanı geldiğinde dondurmacı tezgahını geçici olarak dondurur ve yaz yerini tatlı esintilerle geçmesini beklediğimiz sonbahara bırakır..zaman dondurmasızlıgı bastıracak zamandır kendimizi baklavaya saray burmaya şöbiyete vurma zamanıdır..canınız çekti di mi?
Kimin canı çekmez ki :)

5 Ekim 2010 Salı

can sıkıntısıyla geçeceğini bildigin bir güne uyanmak?


















bir işin yoksa
bir eşin yoksa
sorumsuzluktan sorumluysan
yarenin sesi soluğu kesilmişse
çalan teraneler faydasızsa
bir de yatağının sag tarafı duvar dibindeyse
sıkıcı güne uyanmaya hazırsın...

Hemen uyanma tabi bekle baban daha işe gitmedi..kız kardeşinin takırtılarıyla birlikte yavaşça göz kapaklarını kaldır indir,kaldır indir..annenin kahvaltı çağrısını kulaklarında yankılansın..nasıl olsa henüz erken deyip uyumaya devam et..saçma sapan bi rüyayla saat 11:00 gibi güne "merhaba" de.. ilk adımı at,uzun holu geç, banyoya gir yüzüne öyle bir su çarp ki ilk tokatı kendi kendine at nasıl olsa gün boyunca farklı zamanlarda çeşitli silleler yiyeceksin.

Senin için hazırlanmış kahvaltı sofrasına otur.Önceki kahvaltıdan kalma cazibesini kaybeden demsiz çaya yüz verme,dolapda meyve suyu var,kap onu!..ahh işte günün ender leziz ve güzel dakikaları nutella ve ekmek..ne çabukta bitti di mi? ee fazla yememek lazım malum kilo yapıyor sonra..
şimdi...napalımm...internet,televizyon hmm... tabiki internet ve facebook otomatik olarak açılır...önce aptal gibi bildirimim az diye umursanmadığını hisset. sonra ne diyorum lan ben deyip bilgisayardan kalk.Çagımızın nimeti ps3 ve lcd tv karşında..aslında varlıklısın da lan! bu yaşta daha ne istiyorsun ki  bu hayattan.. evinde her türlü teknolojik nimete sahipsin istesen iki dakikada kanadan,ugandadan,sibiryadan adamla netten pes atarsın ama yok işte sıkılıyorsun.Neden peki? Çünkü esas istediklerin olmuyor. Uyurken planladıkların uyanınca suya düşüp balıkların yemi oluyor...yersiz sandığın metaforlarından sonra akşam annenin kaydettigi diziyi izliyorsun tv'de sonra dvd'ye bi film takıyorsun kendini iki saatligine başka bir dünyaya atıyosun lakin o dünyada bitiyor bi süre sonra..

aa saat 3 olmuş hemen hazırlan! okumadığın bir üniversiteye gitmek için bir saatin kaldı.Bir duş alıp uzayan saçlarına şekil vermeye çalış..olmuyor di mi? Berber vakti geldiğini söylemiştim.Hiç beni dinlemiyorsun ki! içinde zayıf durduğunu sandığın o dar siyah t-shirt'ünü giy hemen..arkadaşını evinden al,durağa var peki cebinde kaç kuruş var? Az di mi? Buraya yazamayacak kadar az hemde..neden peki?Çünkü hep harcıyosun kimseyi düşünmeden hemde..onun için bugün bununla idare edeceksin.Arkadaşına yılların kazandırdığı o yüzsüzlükle kentkart bastırıyosun otobüste bi kaç klişe şaka ve kapıdayız..içeriye kartımı kaybettim yalanıyla giriyorsun arkadaşların diger arkadaşlarını görüyorlar haliyle koyu bir muhabbet alıyor onları sen ise mal mal bekliyorsun peki ne için? vakit geçirmek mi ? komiksin.

okul biter..sondan birinci durağa gidip iki el batak atarız bahanesiyle iki üç hatun görürüz diyorsun dimi? e yani fena fikir degil teoride..peki sevgilini ne çabuk unuttun Enes senin bir aşığın var..akşamdan kalma vicdan azabıyla birlikte son durağa doğru yol alıyorsun.. son durak : bakkalın önü..çalıştığı için yanınızda olmayan  arkadaşına geçirdiginiz günde yaşanan normal olayları abartarak anlatıyorsun ve son kolanı içip eve doğru ilerliyorsun,kapıyı çalıyosun,içeri giriyosun nerdesin sorusunu dışardaydımla geçiştiriyosun..kardeşini ben geldim deyip bilgisayardan kaldırıyosun.Sonra bi notepad sayfası açıp dönerken otobüste aklına düşenleri beyaz sayfaya atarak günün tek olumlu hareketini yapıyorsun.

Aferin!

22 Eylül 2010 Çarşamba

dur! yaşananlar var..














yeni şarkı buyrun burdan yakın..

niqht - dur! yaşananlar var

6 Ağustos 2010 Cuma

26 Temmuz 2010 Pazartesi

alternatif hayatlar...
















Birçoğumuzun hayatına yön veren kararları aldığı zamanlar olmuştur.Buraya kadar herkesle hem fikirim lakin benim kafama takılan yaşadıgımız değil  yaşamadıgımız hayat..Bir nevi yaşadıgımıza alternatif olan ve asla görme şansımız olmayan bizim için yazılan fakat oynamadıgımız bir sahne..öyle zannediyorum ki Allah sisteminde bunada yer vermiştir  çünkü sonuçta kaderini çizen insansa eğer o halde çizmesi içinde tuale  ihtiyacı vardır her karalayıp attığında başka bir yol belirler kendine ve o yolda savrulur kaybolan ümitleriyle..

"Alternatif Yaşam" konusuna gelince buradaki kastım kesinlikle reankarnasyon degildir.Reankarnasyon saçmadır inanmayın.İnananlar için geliyor...(bkz:cem yılmaz) bu konuya çok güzel deginmiştir.Benim dokundugum nokta ise hayatımızda verdigimiz kararlar sebebiyle yer alamayan bölüm yani her sabah okula gidiyoruz misal bu zamanında almış oldugumuz bir karararın getirisidir.Bununla beraber okula gitmeyi küçük yaşta bıraksaydık solugu mektep yerine bir tamircide alabilirdik..demek istedigim çok basit ve net neyi seçersek onu yaşıyoruz sonuçta bizim için milyonlarca yol var ve biz birine girip binlercesini görmekten mahrum kalıyoruz. Bu noktada okula gitmeyip tamirci çıragı olmakta var  fakat okula gidip o ihtimali gelecekten silip atmakta var.ama okurda teknisyen olursanız orasını bilemicem bunada alın yazısı denir (teori filan havada kalır:)

Sonuç olarak diyelim ki bir şekilde bir şey olmak için yaşıyoruz hayatımızda süregelen evrelerin hepsi  onu olmak için sonuca varmak için geçilen bölümler..oynadığımız bölümleri ise aldığımız kararlarla birlikte kendimiz seçiyoruz onun için bi yerde isyan yersiz ve saçma...


o halde yaşayalım ve görelim...


hayat devam ediyor..

25 Temmuz 2010 Pazar

kaderle karmaşa..













Aklımı kurcalayan konuların başında gelir kader mevzusu.. Şu anda burada olmasaydık nerede olacaktık sorusu kimin aklına gelmemiştir ki? Evvelki yaz üniversiteyi kazandığım halde gitmemiştim.Yeniden şansımı denemek için dershaneye yazıldım fakat ocak ayında vazgeçip üniversiteye geri dönüp 2.dönemden devam ettim peki ya dönmeseydim neler olacaktı ? Kader mevzusunda benim dershaneyi yarıda bırakacagım yazılmışmıydı yani ? Yada üniversiteye ilk dönem gitmeyecegim bunların hepsi birkaç bilinmeyenden ibaret ama sıkıntı yok çünkü zaten bi yerde önümüze sunulanı yaşıyoruz bununla beraber benim aklımdaki en büyük soru şudur;

Hayatımda tanıştıgım insanlarla başka yerde veyahut başka zamandada tanışacakmıydım? Yani ben dershaneyi yarım bırakmayıp devam etseydim yinede üniversitedeki arkadaşlarımda hayatımın devamında bir yerde bir şekilde arkadaş olacakmıydım lakin böyle olacaksa kader diye birşey vardır ve önüne geçemeyiz ama bana kalırsa kader dediğimiz bi yere kadar gerisi kesinlikle insanın hür iradesidir.Ben dershaneyi bırakmayıp devam etseydim belkide bambaşka bir hayatım olacaktı..velhasıl bu durumda kaderimi kendim çizmiş oluyorum diğer bir seçenekte  ise dershaneyi bıraktım ve şuan o hayatı sürdürüyorum.. fakat insan ne olursa olsun merak ediyor..eger dershaneyi bırakmasaydım neler olurdu,kimlerle tanışırdım,hayatım nereye savrulurdu?
ne kazanırdım,ne kaybederdim ?

hayatımda en çok görmek istediğim şudur önüme gelen iki seçenekten birini seçerken, seçmediğimde ki akibetim...

herşeye rağmen emin olun seçim bizim!

dipnot : yarın beraat kandili ve her yıl beraat kandili gecesinde Allah meleklere bir yıl içinde olacak şeyleri bildirirmiş,dualarınız kabul olsun..

hayırlı kandiller..

19 Temmuz 2010 Pazartesi

1 Temmuz 2010 Perşembe

Kunduram Sandukam Zembilim...


  ezgisi yüreğe sözleri gönüle işleyen iç burkutan şarkı..

dinlemek için :  http://fizy.com/s/1ai9t0


sözleri :

kunduram su aldı da yürüyemiyom
diyorlar yar senden vazgeçmiş inanmıyom
içime korku düştü derdimi dökemiyom
kunduranı yama, dertlerini yama
ne şan şöhret isterim
ne servette aklım kalır
sen gidersin can gider, gerisi burda kalır
parası da pulu da yerin dibine batsın
sen bana ben sana hasret mi öleceğiz?
düşümde seni gördüm
uzanmış yatıyordun
bal dudaktan öptüm
sandukamda potur var, göynek var giyemiyom
menzilim uzaktır yanına varamıyom
dertlerin birini saysam birini sayamıyom
bir sevda türküsü tutturdum da gidiyom
düşümde seni gördüm
ayazda yatıyordun
koştum üstünü örttüm.
zembilimde katık var ekmek var yiyemiyom
lokmalar dizilmiş boğazıma yutamıyom
yıldızları görsem, denizi göremiyom
bir özgürlük çayına hasret mi öleceğiz?
düşümde seni gördüm
için için ağlıyordun
al yanaktan öptüm....

28 Haziran 2010 Pazartesi

song to say goodbye...




You are one of God's mistakes,
You crying, tragic waste of skin,
I'm well aware of how it aches ,
And you still won't let me in.
Now I'm breaking down your door,
To try and save your swollen face ,
Though I don't like you anymore,
You lying, trying waste of space..

Before our innocence was lost,
You were always one of those ,
Blessed with lucky sevens ,
And the voice that made me cry .
My Oh My.

You were mother nature's son ,
Someone to whom I could relate ,
Your needle and your damage done,
Remains a sordid twist of fate.
Now I'm trying to wake you up ,
To pull you from the liquid sky ,
Coz if I don't we'll both end up ,
With just your song to say goodbye.
My Oh My.

A song to say goodbye,
A song to say goodbye ,
A song to say...

Before our innocence was lost,
You were always one of those,
Blessed with lucky sevens,
And the voice that made me cry.

It's a song to say goodbye.


kimdir suçlu kimde suç? III.Kısım













geldik mi sona bekler mi muazzam gidişler kapıda
bu andan sonra çalınan ziller hoyratça,bekleyişler boşuna
elvedaya dakikalar kala bavullar kontrol edilir sırayla
akan zaman hoyratça kullanıldığından isyanda
ruhum hayli yoruldu girdigi psikolojik savaşta
aldıgı darbeleden meftun olmuş süreklenir yaşamda
buna keza engebeli yollar heyalan ister hala
yaptıgın şey sorunları çözmek degil ki bilakis yamalama
istedigim bi helallik mi yoksa görmek mi son kez seni
yaptıgım herşeyi tastik etmek mi
bilmem ki bilememek mi canımı sıkan
yanılma payını kenara atan bir of çektim çok uzaklardan
haydi durulan ve kuruyan ilhamıma su serpin
şu gördügüm serapların birini gerçekleştirin
semalarımda ki gök kuşagıyla haberleşin
kendinizi bir renk seçin bana matem siyahını verin
ne kadar zorlansamda konuşma babında
dizelerimde anlatıyorum derdimi kalben yakın olana
aklım ilme basmaz benim uyar kalbe yok yere
cesaret dedigine ulaşamam ki ben o hayli ileride
genelde derinde denizin dibinde aradıgım beyaz inci
biliyorumki her yarışın vardır bir birincisi
söz ver ikinciyede anlatsın derdini
son istegi belki ilk istedigini yinelemekti
kendini geri çekmekti olan bitenden
uzak tutmaktı gelen gidenden susup beklerken
görüş mesafem bazı kişilere mesafemi belirledi
belki dengesizdim ama dengeler bu durumdan şikayetçi degildi
aklım ve kalbim gidişinle vilayetsiz kalmadı ki
ilham,her seferin bir son seferi vardır dedi
yüzdeki gülücükler gibi gözdeki yaşlarda baki
hep söyledigim gibi yapılacak iş gidene elveda demekti...


----------------SON----------------

27 Haziran 2010 Pazar

kimdir suçlu kimde suç? II.Kısım














bi not defteriydi beni yazmaya teşvik eden
bi çok kere birkaçı yıktım haybeden
izledim gönlümü meylederken kendimi kaybederken
tutunmaya çalıştım son gücümle yıpranırken
birde tarumar edildim yok yere
ben kavga ederken düşüncelerle sen mevzinde gizlendin
tamam neyse mevzu bu degil zaten
ama kabul etmek gerekirki
ben kendimi geliştirdim
tam ehlileştirilmeye çalışırken ehilleştim
son anda yetiştim kaçan trenlere
yeniden güneş dogsun istedim batarkene
imkanımım olsa imkansızı yıkardım ellerimle
birleştirirdim eksik parçalarını puzzelın
sen boş tuale bakarkene,ben susardım.
yakın zamanda yakındım başıma gelen gidenden
aklımda belkileri biriktirmekten
dostlugumu yaktıgım evimde seyrederken
sorumsuzluk yalanını uydururken,sen gülerdin
belki abartıyorum belki sarartıp solduruyorum
bahçemde açan gülleri kötü bi bahçıvan misali
dönüp duruyorum geldigim yere geri
ne vardı ki biliyorum seni,biliyosun beni
ama yeterli degildi yaşanılanlar seyri degiştirdi.
kimilerinin gıybetleri aklımda belirginleşti
düzeltmek isterken kötü gidişleri,durdurdum kendimi
zarar yok ama ziyan kararsız kaldı sanki
yüzden düşen gülücük tedavi edilebilecek bişey mi?